|
|
Uygarlık tarihinin ilk dönemlerinde insanın alet yapmakta kullandığı
başlıca malzeme olan taş, bu dönemlere adını vermiştir. Hayvancılık ve
tarımın başladığı ve yerleşik yaşama geçilen Jeolitik Çağda çeşitli taş
türlerinin yanı sıra kil, tuğla ve ağaç kullanılmaya başladı. Ateş
yakmanın bulunması, ok ve yay, tekerlek, ev yapımında tuğla kullanılmaya
başlaması, tahılın öğütülmesi (ilkel el değirmeni) ve kilin pişirilmesi
(çanak çömlek yapımı) teknikleri bu dönemin başlıca teknolojik
ilerlemeleridir. (Ayrıca bak. Mezolitik Çağ; Neolitik Çağ; Paleolitik
Çağ.) İÖ 3000-500 arasında kentlerin ortaya çıkmasıyla teknoloji
alanında yeni bir çığır açıldı. Kentleşmeyle birlikte bakırdan
yararlanılmaya başladı, alaşım (özellikle tunç) yapımı bulundu,
zanaatkarlar (özellikle metal işleyicileri ve camcılar) ve ilk bilim
adamları ( Sümerler, Mısır Uygarlığı ve Mezopotamya astronomlar)
yetişti. Yelkenin icadı, düzenli ulaşım yöntemlerinin geliştirilmesi,
şarap ve preste sıvı yağ elde edilmesi, büyük tuğla tapınaklann inşası,
dikilitaşlar bu dönemin en önemli teknolojik gelişmelerini oluşturur.
İÖ 500-İS 500 arası, Eski Yunan ve Roma uygarlıkları dönemidir. Felsefe,
din, politika, hukuk, şiir, tiyatro, kuramsal düşünce ve soyut bilim
(özellikle matematik) açısından çok önemli gelişmeleri simgeleyen bu
dönem, teknoloji yönünden aynı parlaklıkta değildir. Bu dönemin en
önemli teknolojik gelişmeleri arasında Anadolu'dan kaynaklandığı sanılan
demir işleme ve çelik üretimi teknikleri sayılabilir. Gelmiş geçmiş en
büyük birkaç bilim adamından biri olan Arkhimedes, doğduğu ve yetiştiği
Syrakuza'nın Roma istilasından korunabilmesi amcıyla bulup geliştirdiği
olağanüstü silahların yanı sıra, vida, makara ve kaldıraç gibi çok
önemli mekanik buluşlar gerçekleştirmiştir. İskenderiyeli mühendisler,
örneğin Ktesibios ve Heron tulumba, hava ve su akımıyla çalışan
aygıtlar, hava basınçlı makineler ve vida açma makineleri gibi önemli
buluşlar gerçekleştirdiler. İskenderiye okulu yalın mekanizmalardan
"makine" olarak nitelendirilebilecek karmaşık düzeneklere geçişin
öncüsü, olmuştur. Yunan mimarlığı bütün sanatsal görkemine karşın
teknolojik açıdan büyük bir önem taşımaz. Romalılar Yunan mimarlık
üslubunu kopya etmekle yetindilerse de, yapı teknolojisinde bazı önemli
başarılar ortaya koydular. Su altında sertleşebilen dayanıklı bir
çimento geliştirdiler, kemer, tonoz ve kubbenin mimari olanaklarından
olabildiğince yararlanarak amfitiyatrolar, sukemerleri, tüneller,
köprüler, surlar, deniz fenerleri yaptılar, çok geniş ve düzenli bir
karayolları ağı kurdular.
Ortaçağ ve yeniçağda teknoloji
Batı Roma İmparatorluğu'nun IS 5. yüzyılda çöküşünü izleyen bin yıllık
süre ortaçağ olarak bilinir. Ortaçağda teknolojinin tarihi, büyük ölçüde
geçmiş uygarlıkların kazanımlannın yeniden bulunması, saklanması ve bir
ölçüde değiştirilmesi olarak özetlenebilir. Bu dönemde İslam uygarlığı.
Eski Yunan'daki bilimsel ve teknolojik birikimin mirasçısı olmuş, bu
birikime önemli katkılarda bulunmuştur.
İspanya, Sicilya ve Kuzey Afrika üzerinden Batı Avrupa'ya geçen bu
birikim, çok önemli bir öğe olarak Çin ve Hint uygarlıklarının
ürünlerini de içeriyordu. Çin'de, İS 10. yüzyılda batıda henüz
bilinmeyen önemli teknikler ve ürünler geliştirilmiş durumdaydı.
Bunların arasında ipek işçiliği, barut, demir dökümü, kâğıt, çûnke
türünden yelkenli gemiler, uçurtma, yel değirmeni ve porselen
sayılabilir. Ortaçağda batının teknolojik gelişimini simgeleyen başlıca
yenilikler şöyle sıralanabilir: At nalı ve üzenginin geliştirilmesi ve
atin gerek tarımda, gerekse savaşta önemli bir güç kaynağı olarak
kullanılmaya başlaması; su çarkı ve yel değirmeninin yaygınlaşması ye bu
aygıtların tahılların öğütülmesinde, ezerek yağ çıkarmada, tahta
kesmede, yün dövmede, yeni geliştirilen çıkrığa enerji sağlamada
kullanılması, kömür çıkarımı; barutun ve topun bulunması; ip ve fıçı,
dökme demir ve sabun yapımı tekniklerinin geliştirilmesi; kale ve
şatoların inşası; pusulanın kullanılmaya başlaması; 14. yüzyılda ilk
mekanik saatin yapılması; 15. yüzyılda matbaanın icadı.
16. yüzyılın başından itibaren ulusal devletlerin ortaya çıkması, Reform
ve özellikle Rönesans dönemlerinin yol açtığı bilimsel devrim, bu
gelişmeye büyük hız kazandırdı. Bati teknolojisinin temellerinin 1500-
1750 arasında atılmış olduğu söylenebilir. Rönesans'ın yol açtığı bilim
devriminin öncü kişisi Galilei'dir. İngiltere'den R. Böyle, Almanya'dan
Otto Von Guericke ve Fransa'dan D. Papin'in kuramsal öncülüğü, T.
Newcomen'ın 1712'de buhar makinesini bulmasıyla sonuçlandı. Atmosfer
basıncında çalışması nedeniyle verimi çok düşük olan Nevvcomen makinesi,
daha çok maden ocaklarından su pompalamakta kullanılmakla birlikte
önemli bir teknolojik gelişmeyi simgelemiştir. Avrupa ülkelerinin Hint
Okyanusuna ve Yenidünya'ya açılmaları pek çok yeni ürünün ve bunlara
ilişkin imalat tekniklerinin ortaya çıkmasına yol açtı. Bu ürünler
arasında öncelikle çay, şeker, tütün, pamuk ve kakao sayılailir.
Sanayi Devrimi
Sanayi Devrimi deyimi, batıda sanayinin ve makine üretiminin egemen
olduğu bir ekonomiye geçiş dönemini ( 1750- 1900) ifade eder. Sanayi
Deyrimi'nin en belirgin niteliği enerji teknolojisindeki değişimdir.
Dönemin başında belli başlı enerji kaynakları kol gücü, hayvan, su ve
rüzgâr enerjisiydi. 1769'da James Watt, Newcomen makinesine ayn bir
yoğunlaştıncı ekleyerek pistonun her ileri-geri hareketinde silindirin
ısınıp soğumasını önlemeyi başardı; sonraki yıllarda da pompayı yalnızca
aşağı-yukarı hareket ettirmek yerine bir şaftı döndüren yeni bir makine
geliştirdi. Böylece verimi önemli ölçüde artan ve dönme hareketi
sağlayabilen buhar makinesi, sanayinin temel mekanik enerji kaynağı
durumuna geldi. Buhar makinesini buharlı gemi ( 1807) ve buharlı
lokomotifin ( 1825) geliştirilmesi izledi. Michael Faraday'ın elektrik
ile magnetizma arasındaki ilişkiyi ortaya koyması ( 1831), elektrik
motorunun ve dinamonun geliştirilmesiyle sonuçlandı. İçten yanmalı
motorların (havagazı ve gazyağı motoru, dizel motoru, benzin motoru),
motosiklet ve otomobilin geliştirilmesi 1860-90 arasındaki 30 yıl içinde
gerçekleşti. Demir-çelik ve pamuklu dokuma sanayileri, 19. yüzyılda en
büyük gelişmenin izlendiği sanayi dallarını oluşturdu. 1827'de
fotoğrafın, 1837'de elektrikli telgrafın, 1876'da telefonun icadı yeni
gelişmelerin öncüsü oldu. (Aynca bak. Sanayi Devrimi.)
20. yüzyıl
Teknolojik gelişmenin giderek hızlandığı ve günümüzdeki baş döndürücü
hıza ulaştığı 20. yüzyılı 1945'e değin ve 1945'ten sonra olmak üzere iki
döneme ayırmak olanaklıdır. Hiroşima'ya ilk atom bombasının atıldığı
1945 yılı nükleer çağın başlangıcı» bir başka açıdan da bilgisayar
çağının başlangıç yılı olarak kabul edilebilir, 1900-45 arasında dünya
iki büyük savaş geçirmiş, 1945 sonrasında ise üçüncü bir dünya savaşının
gölgesi altında yaşamış
1900-45 döneminin başlıca teknolojik gelişmeleri şöyle özetlenebilir:
Enerji alanında, elektrik enerjisi üretiminin dev boyutlara ulaşmasından
başka önemli bir gelişme söz konusu depdir. 1913'te, petrolün
işlenmesinde kraking yönteminin bulunması, plâstikler, yapay kauçuk ye
yapay elyaf üretimi açısından çok önemli bir adım oldu. 1911'de
vitaminlerin belirlenmesi, 1928'de penisilinin keşfi ve 1943'te
antibiyotik üretimine geçilmesi sağlık alanındaki önemli gelişmelerdir.
1895 te X ışınlarının bulunmasıyla başlayan bir djzi buluş
(radyoaktiflik, yapay radyoaktiflik ve 1938'de çekirdek bölünmesi),
nükleer çağın yolunu açtı. 1903'te ilk uçuşunu yapan uçak, sonraki
yıllarda gaz türbiniyle donatılarak jet uçağına dönüşecek, 1960'larda
sesüstü hızlara ulaşacaktı. Bu dönemde yer alan en önemli gelişmelerden
biri de 1901'de radyonun, 1907'de elektronik lambanın geliştirilmesidir.
Böylece, modern teknolojinin en önemli bileşeni durumuna gelecek plan
elektronik alanında ilk adımlar atılıyordu; bunu, radar ve televizyonun
geliştirilmesi izledi.
1947'de transistorun bulunması, elektromun her alanını büyük ölçüde
etkiledi, ama bu etki en çok bilgisayarlarda gözlendi; sonraki yıllarda
tümleşik devrenin geliştirilmesi, mikroişlerncileri sanayinin, bilimsel
araştırmaların ve giderek günlük yaşamın aynlmaz parçası durumuna
getirdi. tomasyon, robotlar ve yapay zeka, bu alandaki en önemli
gelişmeler oldu. 1957'de "Sputnik ile başlayan uzay çağı, 1961'de "Vostok
ile gerçekleştirilen ilk insanlı uzay uçuşu, 1966'da "Lunik" ile Ay'a
yapılan ilk yumuşak iniş, 1%9'da "Apollo 11" ile ilk insanın Ay'a ayak
basması gibi bir dizi başarıyla devam etti. Bu başarılar, gezegenlere
yönelen insansız uçuşlarla ve 1981'de uzay mekiğinin geliştirilmesiyle
sürdü. 20. yüzyıldaki en önemli (ve tartışmalı) gelişmelerden biri de
genetik mühendisliğidir.
Bilim ve teknoloji
Bilimsel ilkelere bağımlı olmasına karşın teknoloji ile bilim arasında
yakın bir ilişki kurulması görece yeni bir olgudur. Eski toplumlarda
bilim aristokrat yapıdaki filozofların elindeydi ve bütün bilgi
alanlarını kapsar nitelikteydi. Oysa teknoloji, işçi, usta ve
zanaatkarın işiydi. Bu durum, sınıf ayırımından ileri geldiği kadar,
belki de daha çok, Örneğin Aristoteles ya da Ptolemaios'un kuramsal
bilimi ile bir değirmenci, kuyumcu, fıçı yapımcısı ya da sepicinin
uğraştan ve teknolojik sorunları arasında hiçbir ilişkinin
bulunmayışından kaynaklanıyordu. Bilim ile teknoloji ancak ortaçağda
birbirine yakınlaşmaya başladı. 13. yüzyılın büyük filozof ve bilgini
Roger Bacon barut yapımını ayrıntılarıyla betimledi, motorlu gemiler ve
uçan makineler tasarladı. 16. yüzyılda Francis Bacon, deneysel bilimin
savunculuğunu yaptı; bilim adamlarının usta ve zanaatkarların
yöntemlerini incelemeleri, zanaatkarların ise bilimden yararlanmaları
gerektiğini öne sürdü.
Teknolojinin bilim temeline oturtulması ancak 19. yüzyılda başlayan bir
olgudur. Sanayide önemli bir yeri olan ilk büyük bilim adamı, organik
kimyanın kurucusu olarak tanınan ve kimyasal gübreyi bulan Alman kimyacı
Justus von Liebig'dir ( 1803-73). 19. yüzyılın mucitlerinin hemen tümü,
çalışmalarını bilim adamlarının bulgularına dayandırmışlardır. Elektrik
ampulünün icadı Faraday ve Henry'nin çalışmalarına; telefon Helmholtz'a;
radyo Maxwell ve Hertz'e dayanır. Edison örneğinde bir başka gelişme
daha dikkati çeker: Bilim-teknoloji işbirliğinin kurumsallaşması.
Elektrik ampulünde filaman olarak kullanabileceği bir teli bulabilmek
için 14 ay süreyle binlerce malzemeyi tek tek deneyen Edison, bu
çabalarını New Jersey'deki Men-lo Park'ta kurduğu dünyanın ilk araştırma
laboratuvannda gerçekleştirdi. Bu labora-tuvann kuruluşu modern
teknoloji araştırmalarının başlangıcım simgeler. Bundan sonraki
gelişmelerde teknolojide bilimsel bilgiden yararlanıldığı, teknolojik
süreçlere bilimsel ilkelerin uygulanmaya başladığı gözlenir. Böylece
sistem mühendisliği ve yöneylem araştırması gibi disiplinler, benzetim
ve matematiksel modelleme gibi yöntemler ortaya çıkmıştır. Teknoloji ve
toplum Teknolojinin çeşitli uygarlıklarda tarih boyunca gösterdiği
gelişmede toplumla ilişkiler açısından başlıca üç özellik dikkati
çekmektedir. Bunları toplumsal gereksinim, toplumun kaynaklan ve
toplumsal ortam başlıkları altında toplamak olanaklıdır. Teknolojik
gelişmede toplumsal gereksinim temel itici güç olmuştur. Bu gereksinim,
örneğin, daha keskin bir bıçağa, daha güçlü bir kaldırma aygıtına, kol
gücüne daha az bağımlı bir makineye, yeni bulunmuş bir yakıttan daha
verimli bir biçimde yararlanan bir motora ya da yeni bir enerji
kaynağına yönelik olabilir. Daha iyi silahlara gereksinim biçiminde
ortaya çıkan askeri istemler de bu bağlamda ele alınabilir. Modern batı
toplumunda gereksinimlerin daha çok reklamlarla belirlenmekte olduğunu
da eklemek gerekir.
Teknolojik ilerlemede toplumsal kaynakların (sermaye, gereç ve vasıflı
işçi) büyük önemi vardır. Leonardo da Vinci'nin ( 1452- 1519) notlarında
yer alan helikopter, denizaltı ve uçak tasarımlarının hiçbiri
gerçekleştirilememişti; aynı olgu, örneğin, Charles Babbage'ın ( 1792-
1871) ayrıntılı bilgisayar tasarımlan için de geçerlidir. Bir teknolojik
gelişimin gerçekleştirilebilmesi için uygun gereçlerin (metali plâstik;
şeraittik, dokuma vb), uygun yöntem ve tekniklerin ve bunları uygulamaya
yetenekli teknik becerinin bulunması gerekir.
Teknolojik ilerlemenin bir başka koşulu da toplumsal ortamın yenilikleri
algılayıp benimsemeye açık olması, toplumdaki egemen güçlerin
yeniliklere karşı olumlu tavır almasıdır. Bu olumlu tavır yalnızca bir
alanda, örneğin yalnızca yeni silahlar ya da yalnızca yeni denizcilik
yöntemleri geliştirilmesinde kendini gösterebilir ya da örneğin 18.
yüzyılda İngiliz orta sınıfında görüldüğü gibi, genel olarak yeniliğe ve
gelişmeye yönelik olumlu bir davranış biçiminde ortaya çıkabilir.
Teknolojik gelişme, günümüzde pek çok sorunu da beraberinde getirmiştir.
Günümüz toplumları bu gelişmeler karşısında önemli kararlar almak
durumundadır. Teknolojik gelişmeyi toplumsal amaçlarla uyumlu olacak
biçimde denetleyip düzenlemenin gerekliliği ve teknolojinin günümüzde
çok büyük bir hızla ilerlediği de göz önüne alındığında, toplumlara
büyük bir sorumluluk yüklenmektedir.
Teknolojik gelişmenin ortaya çıkardığı temel sorunları dört ana başlıkta
özetlemek olanaklıdır: Nükleer teknolojinin yol açtığı sorunlar, nüfus
patlaması, öbür toplumsal sorunlar ve çevre sorunlan. Nükleer
teknolojinin denetimi sorunu, temel olarak siyasal bir sorundur. Bu
sorunun temelinde, dünyanın, her biri bir devlet biçiminde örgütlenmiş
olan çeşitli uluslara ayrılmış yapısı yatmaktadır.
Atom bombası, bilim adamının, topluma karşı sorumluluğu konusunu ciddi
bir biçimde gündeme getirmişir. Teknolojinin yalnızca bir araç olduğu,
yapıcı amaçlar için de, yıkıcı amaçlar için de kullanılabileceği genel
olarak kabul gören bir görüştür. Buradaki temel sorun, bu kullanım
biçimini toplumların hangi süreçlerle belirleyeceği sorunudur.
İnsanlık, nükleer yıkım tehlikesini atlata-bilirse, çok yakın bir
gelecekte büyük bir nüfus patlaması sorunuyla karşı karşıya gelecektir.
Bu sorunun çözümünde, modern teknolojinin de yardımıyla, tutulabilecek
iki yol vardır. Bunlardan birincisi doğum kontrolü yöntemlerinin
geliştirilmesi ve uygulanmasıdır. Teknolojinin bu konuda sunduğu
olanaklara, kimi ahlaki değerler ve tabular karşı çıkmaktadır. Dünya
nüfusunda belirli bir dengenin sağlanabilmesi için bu çatışmanın bir
biçimde çözülmesi gerekmektedir. Öte yandan en iyimser tahminler bile
uygulanacak doğum kontrol programla-nyla nüfus artış hızında 20.
yüzyılın sonunda ancak küçük bir azalma sağlanabileceğini öngörmektedir.
Bu durumda dünya gıda üretiminin artırılması için çok yoğun çabaların
harcanması gerekmektedir. Modern teknolojinin bu çabada çok büyük
katkısı olacaktır.
Modern teknoloji toplumlarının karşılaştığı en önemli sorunlardan biri
çevre sorunudur. İnsanoğlu yüzyıllardan beri çevreye zarar verici
etkinlikler içindedir. Ama günümüzde, bir yandan nüfusun çok artmış
olması, öbür yandan sanayileşmenin ulaştığı düzey, çevre sorununu dünya
çapında bir bunalıma dönüştürmüştür. Bunalıma yol açan temel nedenin
teknolojinin kendisi değil, insan tarafından kullanılış ve uygulanış
biçimi olduğunu vurgulamakta yarar vardır. Tarihin bu noktasında
insanlık yok olmaya ya da sağlıklı gelişmeye giden yollardan biri
arasında bir seçim yapma durumundadır. |
|